Şile Mutlu Son Masaj Ebrar Hanım

Şile Mutlu Son

Şile Mutlu Son Belki de Fuat’ın ruhundaki yaraları hissetmişti. O yaralara dokunmak istiyordu Mine. O yaraların tek iyileştiricisi olmak istiyordu. Kendi minyonluğu karşısında Fuat’ın uzun boylu ve iri bir fizikte olması ise Mineyi cinsel olarak çekmişti. Yaşı büyük, iri, dağ gibi bir çocuktu ilgisini çeken. Önceden rastlamadığı bir kombinasyondu. Hayatında ilk defa bir adama karşı bu şekilde şeyler hissetmesi Mine’nin Fuat’a teslimiyetçi bir tutum takınmasına sebep olmuştu. Fuat’ın duyarlı, çekingen yanının zincirleri ancak ona karşı sonsuz teslim olmuş bir kadınla çözülürdü; bunu farkına varmışti Mine.

Bu adamı kendine iyice âşık etmek istemişti ve bunun için önce kendini kaptırmıştı. Akşam yaşayacağı zevkleri düşünerek daha bir şevkle çalışan Fuat, kapının çalmasıyla bölündü. Bu saatte kimseyi beklemiyordu; bir yandan kötü bir şey mi oldu diye endişe ederken bir taraftan da kim bu münasebetsiz diye düşünüyordu. Kapıya doğru yönelince yeşil kadife kanepenin minderi ile yaslanma yeri arasına sıkışmış pembe silikondan vibratör türü bir tıpayı fark etti ve derhal çalışma masasındaki bir çekmeceye kaldırdı. Gelen annesiydi, Fuat’ın kapıyı açması ile mevzuşarak içeri girmesi bir oldu Selma Hanım’ın.

Şile Mutlu Son

Şile Mutlu Son Gene o buyurgan tavrı ile bahçe girişinde duran sardunyalara ne yaptığını sorarak girmişti içeri. “Son zamanlarda tutturdun, hanımeli, mor salkım şeklinde sarmaşık çiçekler ektin. O kadın da seni sarmaşık benzer biçimde ele geçirecek. Şimdi de sardunyalarıma mı taktı?” “Hayır, anne, o sardunyalar arka tarafta duruyor artık, girişte iyi durmuyordu. Hem aslına bakarsan ön tarafta sarmaşıkların gölgesinde çiçek açmazlarmış,” diye isteksizce ama bir hesap verme zorunluluğuyla yanıtladı annesini. Sonrasında da bu şekilde habersiz niçin geldiğini sordu.

“Çiçekleri sormak için gelmedin herhalde?” diyerek bir an önce annesinin asıl konuya geçmesini istiyordu. Annesini biliyordu, niyetini öğrenemezse bu konuşma bir türlü bitmez, saatlerce tutsak alırdı onu. Fuat’ın babası o daha çocukken ölmüştü. İstanbul’un sayılı zengin ve köklü ailelerinden birinin veliahdı idi. Annesi çok üzerine düşmüş, ölen kocasının yerine oğlunu koymuştu, kimselerle de paylaşmak istemiyordu. Fuat devamlı ölmüş babasıyla bir rekabet içinde bırakılmıştı annesi tarafından. Babasıyla ilgili hoş bir anı anlatmazdı. Annesi için hep örnek alacağı bir model olması gerekiyordu babası.